Trafik Kazaları ve Tazminat Alacakları

Bir trafik kazası sonucunda yaralanan kişilerin ya da destekten yoksun kalan kişilerin, kazada sorumluluğu olan taraflara karşı bazı hukuki talep ve dava hakları bulunmaktadır. Bu taraflar kazanın oluşumuna göre aracın sürücüsü, işleteni ve aracın trafik sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olabilmektedir.

Trafik kazası sonucunda oluşan maddi ve manevi zararların tazmini için danışmanlık yapacak kişilerin özellikle bu alanda çalışan, trafik kazası avukatı olarak da anılan, hukuk bilgisine sahip kişiler arasından seçmeniz büyük önem arz etmektedir. Uluhan Hukuk Bürosu yetkin ve tecrübeli ekibiyle bu hususta her daim yanınızda olacaktır. (Ekibimizi inceleyin)

Genel olarak bir trafik kazası neticesinde iki çeşit dava türü görülmektedir.  Bunlar genel hatlarıyla hukuk (diğer bir ifade ile maddi/manevi tazminat) ve ceza davasıdır.  Ceza davaları trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin ilk etapta kolluk görevlilerine yaptığı şikayet sonucunda, savcılık makamınca yapılacak soruşturma sonucuna göre açılan ve kamu davası niteliği olan dava türüdür.  Hukuk davası ise maddi ve manevi tazminat olarak ortaya çıkmaktadır. Kaza sonucunda oluşan yaralanmaların kesin maluliyet haline dönüşmesi ile birlikte, kişinin kalan hayatı süresince hayat kalitesinin ve çalışma gücünün düşeceği kabul olunduğundan, buna uygun bir tazminata karar verilmektedir. Trafik kazası avukatı olarak genel çalışma alanlarımızı bu şekliyle özetlememiz mümkündür. 

Trafik kazası tazminatı olarak da bilinen bu tür davalarda, kaza mağdurları tarafından avukatlara en çok sorulan sorular; kaza sonucunda yaralanan mağdurun hak ettiği tazminat tutarının ne olduğu, bu tutarın nasıl hesaplandığı şeklinde ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde trafik kazası sonucunda hayatını kaybeden kişinin yakınları da destekten yoksun kalma tazminatı tutarının ne olacağı sorusuna yanıt aramaktadır.

Burada özellikle son zamanlarda, hasar danışmanlık şirketi adı altında komisyonculuk faaliyeti yürüten kimselerin, kaza mağdurlarına veya yakınlarına kazanın olduğu tarihten hemen sonra ulaşarak hak ettikleri tazminatın henüz ellerinde hiçbir somut veri olmaması rağmen astronomik rakamlar olacağını söyledikleri bilinmektedir. Burada bahsi geçen kişilerin maddi menfaat sağlayabilmek adına kaza mağdurlarını yanılttıklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Zira, bu konuda bir maddi tazminat hesabı yapabilmek için, elimizde bazı bilgilerin olması gerekmektedir.  Ancak bu bilgilerin henüz daha trafik kazasının olduğu tarihte veya izleyen bir kaç haftalık süreçte bilinebilmesi mümkün değildir. Zira daha dava konusu olabilecek birçok rapor dahi ilerleyen süreçte kesinleşmeşmektedir. Trafik kazası avukatı gerekli tüm belgeleri müvekkil tarafından verilen vekaletname ile adli makamlardan temin edebilmektedir. Bu noktada dolandırılmamaya büyük dikkat ediniz ve mutlaka bir avukata danışınız.

(Benzer haberleri okuyun.)

Trafik Kazası Tazminatı Hesaplama Yöntemi

Trafik kazası sonucunda diğer şartların da varlığı halinde, maddi tazminat tutarını belirleyen en önemli unsurlar şunlardır;

  1. Kazanın oluşumunda mağdurun  (tazminat talebinde bulunanın) kusur oranı

  2. Mağdurun yaşı

  3. Mağdurun kaza tarihi öncesindeki aylık geliri

  4. Mağdurun vücut bütünlüğünde oluşan kalıcı maluliyet oranı

Trafik kazası tazminatı talebinde bulunan mağdurun hak edeceği tazminat tutarı kendi kusuru oranında toplam tazminat tutarından tenzil edilir. Diğer bir ifade ile, mağdur ne kadar az kusurlu ise o kadar yüksek maddi tazminat alabilecektir. Tam kusurlu olması halinde ise, şüphesiz bir alacak iddiasında bulunamayacaktır. Trafik kazası avukatı, müvekkilinin menfaati doğrultusunda eğer gerekli ise kazanın oluşumunda yeni bir kusur tespiti raporu alınmasını talep ve dava edebilir. Bu tespit eğer görülmekte olan bir ceza davası var ise ceza mahkemesinden talep olunur. 

Mağdurun yaşı ise,  varsayımsal olarak, mağdurun yaşantısının sonuna kadar kazanın bıraktığı fiziksel engelle yaşamak zorunda olduğu gerekçesine dayanılarak, bu nispette bir hesaplama yapılacaktır. Bu anlamda, elbetteki, mağdurun yaşının genç olması hak edilen maddi tazminat tutarını yükseltecektir.

Mağdurun kaza tarihi öncesinde sahip olduğu aylık gelir ise, yine yapılacak hesaplamada dikkate alınacak diğer bir parametredir. Zira, yine mağdurun belgeleyebileceği aylık gelir durumunun yüksek olması, varsayımsal olarak, kaza tarihinden itibaren artık o geliri kazanamayacağı ve maluliyet oranında kaybı olduğu şeklinde hesaplanmaktadır. Burada da yine, belgelenebilen yüksek tutardaki aylık gelir maddi tazminat tutarını hiç şüphesiz ki yükseltecektir. Gelirin yazılı belge ile ispat olunamaması halinde trafik kazası avukatı gelirin tespiti yönünde hukuki yöntemlere başvurmalıdır. Hiç bir geliri olmayan kaza mağduru için asgari ücret kazandığı varsayılarak bir trafik kazası tazminatı hesabı yapılır. 

Mağdurun vücut bütünlüğünde oluşan kalıcı (kat’i) maluliyet oranı ise, ilgili yönetmeliklere uygun olarak verilecek hekim kurulu (heyet) raporlarıyla tespit olunur. Özürlülük ölçütü kriterine göre rapor vermeye yetkili Devlet Hastaneleri, Eğitim Hastaneleri ile Üniversite Hastaneleri Sağlık Bakanlığı’nca duyurulmaktadır.   

Netice olarak;

Yukarıdaki açıklamalara istinaden, bir trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında hak kaybına uğramamak, gerçek hak edilen tazminat tutarını alabilmek ve zamanaşımı gibi hukuki riskleri bertaraf edebilmek yapılması gerekelerin en başında gelmektedir. Bunun için de uzman bir trafik kazası avukatından danışmanlık alınmalıdır. (Büromuzun Uzman Avukatını tanıyın) Özellikle, son dönemde sıkça ortaya çıkan, kendilerini kaza ve hasar danışmanı olarak tanıtan ancak kazazedelerin mağduriyetini amatörce yürüttükleri hukuki süreçler ve yapılan hatalar sonucu arttıran oluşumlardan uzak durulması gerekmektedir. Yasa gereği, kaza mağdurlarının açacağı davaları veya yapacağı tahkim başvurularını ancak asil veya ülkemiz barolarına kayıtlı “avukatlık” mesleğini icra eden hukuk danışmanları yürütebilmektedir.